29 Temmuz 2012 Pazar

'Sen en iyisini hak ediyorsun' yönlendirmesi büyük sorunlara yol açıyor

'Sen en iyisini hak ediyorsun' yönlendirmesi büyük sorunlara yol açıyor
'Sen en iyisini hak ediyorsun' yönlendirmesi büyük sorunlara yol açıyor

Benliği Şişirilen Gencin Canı Sıkılıyor

Mutluluk yarışları gençleri daha sıkılan, bunalan bir yapıya dönüştürüyor.

'Sen her şeyin en iyisini hak ediyorsun' yönlendirmeleri, benlik şişmesi, mutluluk yarışları gençleri daha sıkılan, bunalan bir yapıya dönüştürüyor. Gençler hayattan lezzet alamıyor, kendini anlamsız ve boş hissediyor, gayesiz yaşıyorlar.
Günümüzde gençlerde bir can sıkıntısı, mutsuzluk hâkim. Hiçbir şeyden memnun olmama had safhada. Çocuklar bile artık canım sıkılıyor diye o kadar çok söylüyor ki, anne-babalar için oldukça zorlayıcı bir durum halini alıyor. Peki, ne oldu da gençler sürekli mutsuz, canları sıkılıyor?
'Sen en iyisini hak ediyorsun' yönlendirmesi: Son yıllarda gençlere ve kadınlara sürekli pompalanan bir fikir, sen her şeyin en iyisini hak ediyorsun fikri. Reklam ve film replikleriyle, kişisel gelişim senaryolarıyla bu düşünce biçimi özellikle gençlerin bilinçaltına işleniyor. Sen bunu hak etmiyorsun, sen en iyisini hak ediyorsun söylemleriyle, çaba göstermene ve emek vermene gerek yok, sadece istemelisin yönlendirmesi yapılıyor.
Her şeyin en iyisini zaten hak ettiğini duyarak büyüyen bir genç, seçimleri ve tercihleri için hedefler koyması ve bunlar için emek vermesi gerektiği durumlarda çelişkiye düşüyor. Gerçek dışı hedefler koyup, mükemmeliyetçilik gibi kavramlarla süsleyip sunulan bu sanal gerçeklik, gerçek hayatla uyuşmadığı zaman genç bunalıma düşüyor, kendini yetersiz ve güvensiz hissedebiliyor.
Benlik Şişmesi:


En mükemmel olması gerektiğini düşünen ve en iyisini hak ettiğini düşünen gencin kırılganlığı da artar. Hayatın doğal akışındaki iniş çıkışlar onu hayal kırıklığına uğratır. Hızını ve emeğini yavaşlatır. Çabuk vazgeçer. Mücadele etmeyi bırakır. 'En mükemmeline sahip olamayacaksan, hiç yapma daha iyi' şeklinde çıkarımlara yol açabilir. Bu durum gencin daha sıkılan, bunalan ve isteksiz bir ruh haline dönüşmesine yol açabilir.
Anne-babayla ilişkisinde daha suçlayıcı, talepkâr davranmasına, hep eksik bir şeyler varmışçasına hissetmesine yol açabilir. Sürekli bir tamamlanmamışlık hissiyle yaşamak, anlamsızlık duygularını da beraberinde getirir. Hayattan lezzet alamama, anlamsız ve boş hissetme, amaçsız ve gayesiz olarak yaşıyormuş düşüncesi yerleşmeye başlayabilir.
Sürekli mutluluk şartlanması: 'Hiç keyifli değil', 'çok keyifli' söylemlerini daha sık duyuyoruz. Yapacağın şey keyif vermiyorsa eğer o zaman yapmana da gerek yok. Keyif vermeyen şeyler nasıl keyifli hale getirilebilir? Sıkıcı ve keyifsiz bir şey yapmak istememek alışkanlığı hızla yayılan bir virüs gibi hayatlarımıza giriyor. Sürekli eller havada kıvamında yaşamak isteği yayılıyor. Hayat tamamen bundan ve bu duygudan ibaret olması gerekiyormuş gibi empoze ediliyor. Biraz hüzün veya sıkıntı durumu, paniğe sebep oluyor. Sanki kıyamet kopacakmış gibi algılanıyor. Herkes her şeyden şikâyetçi ama kimse kimseye hüzünlü ve mutsuz hallerini göstermek istemiyor.
Mutluluk yarışmaları: En mutlu benim, bakın neler yaşıyorum, neler yiyip neler içiyorum söylemi internet ortamının en popüler besini olmaya başladı. Hep mükemmeli yaşamak, hep mutlu ve keyifli olmak zorunluluğu ve bu duygunun sürekli pompalanması gençleri daha tatminsiz ve isteksiz yapmaya yetebiliyor. Herkesin daha mutlu olduğu miti, genci can sıkıntısına ve dışa çok belli etmediği yetersizlik duygularına sürüklüyor. Sürekli canı sıkılıyor, ne yapacağını, neyle uğraşacağını bilemiyor.
Hep iyi hissetme ve keyif almak şeklinde empoze edilen zihin, boşluk durumlarını doldurmakta ve kendini motive etmekte zorlanıyor. Bu durum onu öfkeli ve hırçın yapabiliyor. Anne-babasıyla sürtüşmeler yaşamasına, onların her istediğini karşılamadıkları için suçlu olduklarına hükmedebiliyor. *Psikolog & Psikoterapist
Fiziksel Aktivitelere Yönlendirilebilir
Anne-baba olarak gence örnek olmak, sürekli söylemekten daha etkilidir. Kendimiz elimize kitap almadığımız halde, tüm günümüzü televizyon karşısında geçirerek ona yönlendirmeler yapıyorsak hiçbir işe yaramayacaktır.
Öncelikle kendi günlük hayatımızı planlamak ve yaşamak konusunda ona doğru örnek olmaya çalışmalıyız.
Fiziksel aktiviteler konusunda uğraşabileceği alanlar oluşturmak, spora ve sanata dair beceriler kazanması için yönlendirmeler yapmak, onu tüm gün oturan ve canı sıkılan biri olmaktan önemli ölçüde koruyacaktır.
 
(trthaber)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Süleyman Hilmi Tunahan hazretlerinin bağlıları (Süleymancılar) hangi partiye oy verecek? | Hangi parti tercih edildi? | Mehmet Fahri Sertkaya (video)

Cemaat merkezi ( Muhterem Alihan Kuriş Beyağabey ) kararını açıkladı: KESİNLİKLE OY YOK! Kesinlikle AKP'ye ve MHP'ye oy ve...